hepsi 1(mesude-GüLçİn) - hayvan dostlarımız


 
 

K E D İ L E R


Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? (Nahl Suresi, 17)

Doğduklarında kedi yavruları kör ve son derece savunmasızlardır. Yaklaşık 100 gr ağırlığındaki bu minik yavrulara bakabilmek için anne kedi çok az uyur. Sürekli, yavrularının sıcak kalmaları ve acıktıklarında her an süt emebilmeleri için karnına yakın bölgelerde durmalarını sağlamaya çalışır. İlk hafta gözleri kapalı olmasına rağmen yavrular süt içecekleri yeri bulmakta hiç zorluk çekmezler. Dokuz gün sonra yavruların gözleri açılır. Annenin sütü yavruların büyümesi için tam gereken özelliklerdedir. Her türlü besin açısından zengindir, ayrıca yavruyu hastalıklardan koruyan özel bazı kimyasallar da bu sütte bulunur.

Yavru kediler yaklaşık sekiz hafta sonra kendilerine bakacak duruma gelirler. Ancak bu süre geçene kadar anneleri büyük bir ihtimamla yavrularıyla ilgilenir. Onları daha güvenli gördüğü yerlere özenle taşır.

Aklı ve bilinci olmayan bu canlıların yavrularına olan düşkünlükleri akıl ve vicdan sahibi her insanı düşünmeye yöneltecektir. Bu davranışlar ancak tüm canlıların hakimi olan Allah'ın ilham etmesi ile oluşabilir:

Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Hud Suresi, 6)

 

 


MURAT İLE KEDİ

Okuldan eve döndüğünde Murat'ı büyük bir sürpriz bekliyordu. Babası ona minik bir kedi yavrusu almıştı!

Murat derslerden arta kalan vaktini bu sevimli kediyle oynayarak geçirmeye başlamıştı. Bir gece uyurken kedinin odadan çıkıp, kapkaranlık olan salonda süt kabını hemen buluşunu görünce Murat hayrete düştü.

MURAT: Bu karanlıkta nasıl da kolayca bulabildin bakalım süt kabını?

KEDİ: Muratcığım, bizim görmemiz için azıcık ışık yeterlidir. Gözlerimiz insanlarınkinden farklı yaratılmıştır. Göz bebeklerimiz karanlıkta olabildiğince çok ışık almak için büyüyerek yuvarlaklaşırlar. Ayrıca biz kedilerin gözlerinde siz insanlarınkinde bulunmayan bir tabaka vardır. Retinanın hemen arkasında bulunan bu tabakadan ışık geri yansır. Böylece ışık retinamızdan iki kez geçmiş olur. Biz de bu sayede karanlıkta rahatça görebiliriz ve gözlerimiz de daha parlak olur. şüphesiz Allah bizi her türlü koşul için en uygun şekilde yaratmış, bize ihtiyacımız olan özellikleri vermiştir. Bu özelliklere evrim teorisinin iddia ettiği gibi zamanla ve tesadüfler sonucunda sahip olmamız tabii ki imkansızdır. Allah kediler gibi bütün canlıları bir anda kusursuzca yaratmıştır.

Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da batının da ve bunların arasında olan herşeyin de Rabbidir.
(Şuara Suresi, 28)


MURAT: İnsanlar sizi bir de yüksek bir yerden "hep dört ayak üzerine düşme" becerinizle tanırlar. Bunu nasıl beceriyorsunuz?

KEDİ: Haklısın. Biz kediler ağaçların üzerinde, yüksek yerlerde dolaşmaya bayılırız. Ancak buralardan düşme tehlikesine karşı Allah, bizlere bu özel yeteneği vermiştir. Düşerken dengemizi sağlamak için kuyruğumuzu kullanır ve gövdemizin ağırlık merkezini bu sayede değiştirip, patilerimizin üzerine düşmeyi başarırız. Bu koruyucu özelliğiyle Allah sonsuz şefkat ve merhametini göstermektedir.

Görmedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde O'nun emriyle akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar.Şüphesiz Allah, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir.
(Hac Suresi, 65)

Murat minik kediyi şefkatle kucağına aldı. Her gün karşılaştığı bu sevimli yaratıkların aslında Allah'ın üstün yaratışının ne kadar önemli birer delili olduğunu düşündü. Kedilere olan sevgisi ve şefkati böylece daha da arttı. Tüyleri okşanan yavru kedi de mırıldanarak Murat'a sevgisini belirtti.







K Ö P E K L E R

Koku Uzmanı Köpekler

Köpeklerin kokulara karşı olağanüstü hassas burunları vardır. Sokakta yürürken, diğer köpeklerin bıraktıkları kokuları ve çevredeki insanların kendilerine özgü kokularını tahlil ederek, onlar hakkında bilgi toplarlar. Havadaki en küçük oranlardaki kokuları dahi güçlük çekmeden tespit ederler. Koku alma duyusu kuvvetli bir köpek türü olan "bloodhound", hiçbir belirtinin görülmediği bölgelerde iz sürebilir, dört günlük bir izi takip edebilir ve bir insanın izini 80 kilometreden daha fazla sürebilir.

 


Bora ile Köpek

Bora oyun oynamak için sınıf arkadaşı Can'ın evine gitmişti. Can kendisini çağıran annesinin yanına gittiğinde Bora odada yalnız kalmıştı. Tam o sırada odaya Can'ın köpeği girdi! Adeta "Ben de seninle oynamak istiyorum." diyen köpek öyle sevimliydi ki!

Bora: Hey! Gel bakalım, beraber oynayalım!

Köpek: Yaşasın, çok sevindim!

Bora şaşkınlıktan donakaldı. Köpek konuşuyordu! Kaçırılmayacak fırsattı. Köpekler hakkında merak ettiği şeyleri sormaya başladı:

Bora: Sevimli köpek, hep merak etmişimdir, yemen için verdiğimiz o sert kemikleri nasıl çiğniyorsun?

Köpek: Tüm canlılara kendilerine ait özellikler veren Allah, biz köpeklere de diğer canlılardan farklı fiziksel özellikler vermiştir. Örneğin, dişlerimizin sayısı sizinkilerden on tane daha fazla, tam 42 tanedir. Böylece yiyeceklerimizi, özellikle de kemikleri rahatlıkla ağzımızda ufalayıp öğütebiliriz.

Bora: Bildiğim kadarıyla sen de benim gibi oynamayı, koşup zıplamayı çok seviyorsun. Peki nasıl oluyor da sen hiç terlemiyorsun?

Köpek: Biz, insanlarda olduğu gibi vücut ısısını düzenlemek için terlemeyiz, çünkü vücutlarımızda ter bezleri yoktur. Isı ayarını solunum sistemimizle yaparız. Vücudumuzdaki tüyler ise dışarıdan gelen ısının derimizle temasını önler. Hava sıcaklığının artmasıyla vücut ısımız da artar; meydana gelen fazla ısıyı da dilimizi çıkararak atarız. Böylece sıcak günlerde kalın tüylerimize rağmen terlemeyiz.

Allah bize öyle mükemmel bir sistem vermiştir ki; insanlar yarım saat hareket edince hemen terlediği halde, biz saatlerce hiç durmadan koşsak da terlemeyiz. Artık bunları bildiğine göre, sıcak havalarda dilleri dışarı sarkmış köpekler gördüğünde onlar için üzülmene gerek olmadığını da anlamışsındır. Bu sistemi tabii ki biz köpekler kendimiz oluşturmadık. Bu ancak herşeyi örneksiz yaratan Allah'ın üstün yaratışının delillerinden biridir.

Bora: Sanırım sizin koku alma duyunuz da çok gelişmiş.

Köpek: Haklısın. Koku alma duyumuz çok güçlüdür. Beynimizdeki koku alma merkezi insanlardan 40 kat daha fazla gelişmiştir.

Bora: Demek polis köpekleri bu sayede kendilerine koklatılan küçük bir eşyadan yola çıkarak o eşyanın sahibini bulabiliyorlar!

Köpek: Çok doğru. Görüyorsun her gün görmeye alışık olduğun biz köpekler de diğer canlılar gibi Allah'ın yaratışının delillerindeniz. Bunu hep aklında tutup sürekli Allah'ı hamd ile anmayı hiç unutma.

Bora: Teşekkür ederim sevimli köpek. Bunu hiç unutmayacağım inşaAllah. Ve bütün arkadaşlarıma Allah'ın size verdiği bu özellikleri anlatıp onların da şükretmelerini söyleyeceğim.

Tam bu sırada Can odaya girdi ve hep beraber oynamaya başladılar.


Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur.
(Bakara Suresi, 29)

 

 









 
 

Ö R D E K L E R

Ördekler uçarken tıpkı çitalar gibi arabaların hızlarına ulaşabilirler. Ayrıca yırtıcı hayvanlara yem olmamak için de uçarlarken sürekli yönlerini değiştirirler. Suya dalmaları gerektiğinde bunu o kadar hızlı bir şekilde yaparlar ki, avcılar onları avlamakta çok zorlanırlar.

Ördeklerin iyi yüzmelerinin nedenlerinden biri ayak parmaklarının arasındaki ağlardır. Bir ayaklarını geriye ittiklerinde bu ağlar onlara daha fazla itme kuvveti verebilmek için genişler. Bu önemli özellik ördek yavrularında doğdukları ilk andan itibaren vardır. Ördek yavrularını yaşamaları için gerekli olan bütün özelliklerle birlikte yaratan herşeyi bilen Allah'tır.

Dişi ördeklerin tüylerinin renkleri erkeklere oranla daha soluktur. Bu renk farkı yuvasında kuluçkaya yatarak beklemesi gereken dişiler için önemli bir korumadır. Soluk renkleri sayesinde dişiler yuvalarında daha güvenlikte olurlar. Ortama uygun soluk renkleri bulundukları ortamda kamufle olmalarını sağlar ve düşmanları onları kolayca fark edemez.

Öte yandan erkek ördekler de yuva yapan dişilerini korumak için parlak renkli tüylerini kullanarak düşmanların dikkatini üzerlerine çekerler.

Bir düşman yuvanın yakınına geldiğinde erkek hemen havalanarak, çok fazla gürültü yapar ve düşmanı yuvadan uzaklaştırabilmek için elinden gelen tüm çabayı sarf eder. Yavruları için böylesine önemli, hatta kimi zaman sonu ölümle biten bir fedakarlık yapan ördekler Allah'ın yaratma sanatının örneklerinden yalnızca biridir.


AHMET VE NEŞELİ ÖRDEK

Ahmet hafta sonu ailesiyle birlikte dedesini ziyarete gelmişti. Akşam yemeğine kadar dedesi, Ahmet'i her zamanki gibi parka götürdü. Orada Ahmet'i bir sürpriz bekliyordu. Parka geldiklerinde Ahmet havuzda yüzen ördekleri görünce çok sevindi. Dedesi de Ahmet'in ördekleri çok sevdiğini bildiği için yanında ördeklerin yiyebileceği yiyecekler getirmişti. Onları Ahmet'e verdi ve oradaki bir banka oturdu. Ahmet hemen ördeklerin yanına koştu.

Ahmet: Merhaba benim adım Ahmet. Size yiyecek getirdim.

Ördek: Merhaba Ahmet, çok teşekkür ederiz.

Ahmet: Merak ediyorum, acaba size burada yiyecek vermeselerdi ya da insanların olmadığı başka bir yerde yaşıyor olsaydınız nasıl beslenirdiniz?

Ördek: Biz ördekler doğadaki yaşantımızda sudan pek fazla çıkmayız. Besinlerimizi sudan sağlarız.

Ahmet: Ama ben ördeklerin yüzdüğü sularda da yiyecek hiçbir şey göremiyorum.

Ördek: Bizler besinlerimizi sudan çeşitli şekillerde alırız. Bazı türlerimiz yüzerken dibe dalmadan böcekler ve bitkilerle besleniriz. Bazı türlerimiz sık sık başımızı ve gövdemizin ön kısmını suya gömerek kuyruğumuz kalkık bir biçimde besin ararız. Bazı türlerimizse tamamen suya dalarak besinlerimizin tümünü suyun altında ararız.

Ahmet: Peki neden sürekli suda duruyorsunuz? Neden karada da dolaşmıyorsunuz?

Ördek: Çünkü ayak parmaklarımızın arasındaki perdeler suya dalmamıza ve hızlı yüzmemize yardımcı olur ama karada yürümemizi zorlaştırır.

Ahmet: Ben denize girdiğim zaman suyun üstünde kalmak için sürekli hareket etmek zorunda kalıyorum. Bu yüzden suyun üstünde rahatça kalabilmek için denize simitle giriyorum. Sizler nasıl bu kadar uzun süre suyun üstünde kalabiliyorsunuz?

Ördek: Denize simitle girdiğin zaman nasıl hareket etmeden suyun üstünde kalabiliyorsan, bizim de vücudumuzun içinde taşıdığımız hava suyun üstünde kalabilmemizi sağlıyor.

Ahmet: Ama ben üzerimde simit varken suyun içine dalamıyorum. Peki siz nasıl dalabiliyorsunuz?

Ördek: Bizim vücudumuzda küçük balonlara benzeyen hava kesecikleri var. Bu kesecikler hava ile dolduğunda suyun üstünde kalabiliyoruz. Suyun içine dalmak istediğimizde ise hava keseciklerindeki havayı dışarı pompalıyoruz. Vücudumuzun içinde daha az hava kaldığı için kolaylıkla suyun içine batabiliyoruz.

Ahmet: Hem suyun üstünde kalabiliyor, hem suya dalabiliyor, hem de çok güzel yüzebiliyorsunuz.

Ördek: Ayak parmaklarımızın arasındaki perdeler sayesinde yüzebiliyoruz. Ayaklarımızı suyun içinde ileri geri hareket ettirdiğimizde bu perdeler iyice genişliyor ve suyu daha kuvvetli itmemizi sağlıyor.

Ahmet: Tıpkı yazın büyüklerin denize girerken daha rahat ve hızlı yüzmek için ayaklarına taktıkları paletler gibi.

Ördek: Evet Ahmet. Eğer sizlerin ayakları öyle olsaydı hiç rahat yürüyemezdiniz. Ama biz su kuşları olduğumuz için ayaklarımızın bu şekli sayesinde çok rahat yüzebiliyor, beslenebiliyoruz.

Ahmet: Bütün ördekler birbirine çok benziyor ama aranızda ne gibi farklar var?

Ördek: Bizler birbirimize çok benziyoruz ama ördek türleri arasında farklılıklar var tabii. Erkek ördekler, dişi ördeklerden daha parlak tüylere sahiptirler. Yuvasında kuluçkaya yatmış dişiler için bu önemli bir korumadır. Çünkü soluk renkleri sayesinde düşmanları onları görmediği için dişiler yuvalarında daha güvenlikte olurlar. Dişi ördeklerin, bulundukları yere uygun soluk renkleri onları yakın mesafeden bile görebilmeyi oldukça zorlaştırır.

Ahmet: Peki yuvalarına bir düşman yaklaşırsa o zaman ne olur?

Ördek: Erkek ördekler yuvadaki dişilerini korumak için parlak renkli tüylerini kullanarak düşmanların dikkatini üzerine çekerler. Bir düşman yuvanın yakınına geldiğinde erkek hemen havalanarak çok fazla gürültü yapar ve düşmanı yuvadan uzaklaştırmak için elinden gelen tüm çabayı sarf eder.

Tam o sırada Ahmet suda yüzen ördek yavrularını gördü. Küçücükken bile yavruların suda yüzebilmelerine çok şaşırdı ve hemen sordu:

Ahmet: Bu küçücük yavrularınız nasıl bu kadar kısa zamanda yüzmeyi öğrenebiliyorlar?

Ördek: Yavrular yumurtadan çıktıktan birkaç saat sonra suya koşup yüzmeye ve kendi başlarına beslenmeye başlarlar.

Ahmet kendisini doğduktan birkaç saat sonra suya bıraksalardı ne olurdu diye düşündü. Tabii ki yüzemez, su yutup boğulurdu. Yüce Allah'ın ördekleri suda yaşamaları, yüzebilmeleri, beslenebilmeleri için kusursuz bir biçimde yarattığını düşündü. O sırada dedesi de oturduğu banktan kalkmış, Ahmet'in yanına gelmişti.

Ahmet: Dedeciğim ördekler ne kadar güzel yüzüyorlar, öyle değil mi? Hem de çok sevimliler.

Dede: Evet Ahmetciğim. Tek bir özellikleri bile bize Allah'ın her varlığı ne kadar kusursuz bir biçimde yarattığını gösteriyor. Ördeklerin aynı zamanda uçabildiklerini de biliyor muydun? Ördekler uçarken vahşi hayvanlara yem olmamak için durmadan yön değiştirirler.

Ahmet: Ördekler bunun için yön değiştirmeleri gerektiğini nereden biliyorlar dedeciğim?

Dede: Tabii ki bu, Allah'ın diğer canlılara verdiği özellikler gibi, sevimli ördeklere kendilerini korumaları için vermiş olduğu bir özelliktir. Allah dilediğini yaratır. Bununla ilgili Kuran'daki ayetlerden biri şöyledir:

"Allah, her canlıyı sudan yarattı. işte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir."
(Nur Suresi, 45)

Hadi artık yemek vakti iyice yaklaştı yavaş yavaş eve dönsek iyi olur.

Ahmet: Peki dedeciğim ben de sana yolda ördekler hakkında öğrendiklerimi anlatacağım.

Dede: Öyle mi? Nereden öğrendin bakalım sen bu bilgileri?

Ahmet sudaki ördeklere göz kırptı ve onlarla vedalaştı:

Ahmet: Hoşçakalın sevimli ördekler!

Ahmet ördeklerden ayrılırken dedesinin elinden tuttu, beraber hem eve doğru yürüdüler hem de Allah'ın herşeyi en mükemmel biçimde yarattığını konuşarak Allah'a şükrettiler.


 

 

SERKAN İLE ÖRDEK


Amcası Serkan'ı, uzun zamandır gitmeyi çok istediği bir yere götürüyordu. Bu yer, hep kitaplarda ve dergilerde okuduğu, televizyonlarda izlediği hayvanları gerçek halleriyle görebileceği hayvanat bahçesiydi. Yolculukları uzun ve zevkliydi. Yol boyunca amcası Serkan'a çeşitli iman hakikatleri anlatıyordu, Kuran-ı Kerim'den örneklerveriyordu. Sonunda hayvanat bahçesine varmışlardı. Serkan'ın gözleri şaşkınlıktan kocaman olmuştu. Bu kadar çok ve çeşitli hayvanı hiç birarada görmemişti. Kuşların olduğu bölüme geldiklerinde Serkan amcasının yanından ayrılıp, sevimli ördeklerin kafesinin yanına gitti. İçinden "ne kadar da güzel bir kuş" dedi. Bu sırada bir ses "teşekkür ederim" dedi. Serkan etrafına bakındı, kimse yoktu. Konuşan karşısında duran sevimli ördekti.

 

Sevimli Ördek: Merhaba, benim sesimi duydun, beni sevdiğin için çok teşekkür ederim. Görüntümün güzel olmasının dışında, başka önemli özelliklerimin de olduğunu da biliyor muydun?

 

Serkan: Hayır, ama anlatmanı çok isterim.

Sevimli Ördek: Bizim çok hızlı uçabilen kuşlardan olduğumuzu biliyor muydun? Ördekler uçarken saatte 50 km'nin üzerine çıkabilirler. Ayrıca yırtıcı hayvanlara yem olmamak için uçarken sürekli rotamızı değiştiririz. Suya dalmamız gerektiğinde, bunu o kadar hızlı bir şekilde yaparız ki, avcılar için çok zor bir hedef oluruz.

Serkan: Bu gerçekten bir kuşa göre oldukça hızlı bir uçuş, düşmanlarınız sizi bu kadar hızlı uçmaya zorluyor demek?

Sevimli Ördek: Evet Serkan, sana bir örnek vereyim; Bizim arkadaşlarımızdan olan buz ördekleri ilginç bir avlanma tekniğine sahip olan yırtıcı martılara karşı sürekli tetiktedirler. Çünkü martılar, buz ördeklerini aralıksız hava saldırılarıyla devamlı olarak suya dalmaya zorlarlar. Bunu, ördekler nefessiz ve çaresiz bir şekilde su yüzeyine çıkıncaya kadar sürdürürler. Daha sonra kafalarına bir gaga darbesi indirerek onları avlarlar. Fakat bu mücadeleden her zaman galip ayrılan taraf martılar olmaz. Buz ördeklerinin de kendilerine has korunma yöntemleri vardır. Gökyüzünde bir martının görülmesi halinde, ördekler hemen büyük gruplar halinde kümeleşirler. Böylece martının çok sayıda dalıp çıkan ördekler arasından herhangi bir tanesini yoruluncaya kadar takip etmesi imkansız hale gelir.

 

Serkan: Ördekler ne kadar da akıllıymış, bütün bunları nasıl yapabiliyorlar?

 

Sevimli Ördek: Bunun cevabı çok açık Serkan, ördekleri ve diğer tüm canlıları yaratan Allah'tır ve onlara, kendilerini nasıl koruyacaklarını da Allah ilham etmektedir.

Serkan: Çok teşekkür ederim sevimli ördek, bana bugün çok faydalı bilgiler verdin ve Rabbimiz'in ayetini hatırlattın, tekrar görüşmek üzere.

 


Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz?
(Nahl Suresi, 17)

 

 
Bugün 2 ziyaretçi (4 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol